Çağrı Alper: Okullardan Kenan Evren İsmi Kaldırılsın

AK Parti Muğla İl Genel Meclisi Grup Başkanvekili Çağrı Alper, okullarda bulunan ”Kenan Evren” ve ”Kenan Paşa” isimlerinin değiştirilmesi yönündeki temenni kararının, kabul edildiğini bildirdi.

 

Çağrı Alper, AK Parti Muğla İl Başkanlığı’nda gazetecilere yaptığı açıklamada, CHP grubunun yapmış olduğu önerinin ”ucuz bir kahramanlıktan” ibaret olduğunu öne sürerek, şunları kaydetti:

”CHP’nin temsil etmiş olduğu zihniyetin, 12 Eylül Anayasası’na nasıl sıkı sıkıya sahip çıktığını, anayasa değişiklik tekliflerini peşinen reddettiğini, 12 Eylül ürünü YÖK ve üniversite düzeninin değişmemesi için elinden geleni yaptığını tüm kamuoyu biliyor. Okullardaki Kenan Evren ve Kenan Paşa isimlerinin değiştirilmesi yönündeki temenni kararı, yapılan oylama sonucunda, CHP ve MHP gruplarının 29 kabul oyu, AK Parti’nin 14 çekimser oyuna karşılık kabul edilmiştir.”

İl Özel İdaresi Yasası’nda, il genel meclisinin yetki ve görevleri arasında okul adı değişikliği bulunmadığını aktaran Alper, ”İçişleri Bakanlığı’nın 13 Mayıs 2008 tarihli genelgesi doğrultusunda, il genel meclisinin yetki ve görev alanına girmeyen konularla ilgili olarak temenni kararı alınamayacağı hususuna yer verilmiştir. Aynı kanunun 22. maddesindeki düzenlemeye göre de il özel idaresine verilen görevlerle ilgisi bulunmayan siyasi konularda karar alınması il genel meclisinin Danıştay kararıyla feshedilmesi sonucunu da doğurabilmektedir” diye konuştu.

Fatma Karabıyık Barbaroslu: İpin Uçunu Her Zaman Kaçırdım, Bunun Hiç Farkında Değilim

BARBAROSLU: IPİN UCUNU HEP KAÇIRDIM
Yazar Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, “Bunun çok farkında değilim. İpin ucunu her zaman kaçırdım. Hem yüksek lisans tezim hem de doktora tezim dilinin fazla akıcı olması üzerinden eleştirilmişti” dedi.

 

Hale Kaplan Öz‘ün röportajı

Otobüsname/ Yaşadığımız Şehir, bugünün sokağından insan hikâyelerinin aktarıldığı sahici metinlerden oluşan bir kitap. Fatma K. Barbarosoğlu, bir sosyal bilimci ve edebiyatçı olarak şahitliğini yarına bu şekilde aktarıyor.

Hem sosyal bilimci hem de edebiyatçı olan Fatma K. Barbarosoğlu’nun iki kimliğini biraraya getirerek yazdığı Otobüsname/ Yaşadığımız Şehir, neredeyse yarı yarıya genişletilmiş haliyle okurunun karşısında. Kitap, yazarın “Biz kime benzeriz?” sorusunu çözümleyici küçük ipuçları olarak kaydettiği şehir notlarından oluşuyor.

Kaydın bol ama tekdüze olduğu bugünde, sizin kadrajınızı diğerlerinden ayıran en temelde nedir? Şehirden ziyade şehirdeki insan bu kitaptaki odak noktam. Kısa bir süreliğine aynı mekânı paylaşan insanların kendilerine ve çevrelerine bakışını merkezde tuttum. Simmel’in şehirdeki insanın hiç tanımadığı insanlarla uzun süre yolculuk yapması üzerinden geliştirdiği analizi okuduğumdan bu yana toplu taşıma araçlarındaki insan yüzlerine, hikâyelerine dikkat kesildim. Benim kadrajımı ayıran şudur diyemem. Gördüklerime gönlümü koyarak yazdım. Dolayısıyla bir sosyal bilimcinin başına gelenler diyebiliriz. Neden sosyal bilimci vurgusu yaptım? Aynı olayları birlikte yaşadığımız insanlar için o yaşananlar “yazılacak kadar değerli” değildi. Ama aynı olaya tanık olduğumuz arkadaşlar kitabı okuduktan sonra “İyi ki yazmışsın” diyor. Ve benim tanıklığımı kendi tanıklığından daha çok önemseyenler oluyor. Mesela “Ah şimdi burada Fatma olacaktı kim bilir neler çıkaracaktı dedim” şeklindeki hayıflanmaları bir ödül niyetine sunuyor arkadaşlarım.

 

Herkes sokağa çıkıyor ama böyle hikâye-ler yakalayabileni çok az. Bu sosyolog olmakla mı hikâyeci olmakla mı ilgili. Yoksa Paul Auster’in dediği gibi hikâyeler yalnızca onları anlatabilecek insanların başından mı geçer? Sosyolog mu edebiyatçı mı? Yazdığım metne göre kimliklerimden biri daha belirleyici olabilir. Bunun çok farkında değilim. İpin ucunu her zaman kaçırdım. Hem yüksek lisans tezim hem de doktora tezim dilinin fazla akıcı olması üzerinden eleştirilmişti çünkü. Ki o zaman henüz bir hikâye ve roman yazarı değildim. Ama Otobüsname’de iki kimlik bir arada galiba.

 

Bu metinlerin hikâye niyetine yazılmadığının tekrar tekrar altını çiziyorum. Burada aslolan olayın kendisi. Hâlbuki hikâye niyetiyle yazmış olsaydım olaydan daha çok o olayı anlatış üslubunu merkezde tutmayı tercih ederdim. Bu olayları “Biz kime benzeriz?” sorusunu çözümleyici küçük ipuçları olarak kaydettik. Çünkü çok hızlı yaşıyoruz ve kaydını tuttuğum sokağın, işlenmiş bir malzeme olarak yarına kalmasını çok önemsiyorum.

Gül reçeli kaynatan hanımannelere, onların dualarına inandınız ve yazdınız. Bununla birlikte gönlünüzün yazmaya elvermedikleri de olmuştur muhakkak… Keşke kitabın tamamı böyle olabilseydi. Ama değil. Mesela Dünya Kupası esnasında, hastaları ile hiç ilgilenmeyen doktorları da yazdım. Ama şu konuda haklısınız genellikle okuyucu pozitif bir enerji yakaladığını söylüyor. Kötü bir olayı tekrar tekrar düşünürüm ama çoğu defa onu bir kavram eşliğinde düşünürüm. Yani kendi başıma gelen bir sürü şiddet olayını bir kavram eşliğinde analiz ettiğim için o şiddete tanık olan dostlarım genellikle çok şaşırıyor. Sırf bu yüzden sosyolog olunca hayata daha kolay tahammül edilebileceğini düşünen gençler var. İlk defa televizyonda görüp sonradan ru be ru tanıştığımız gençler gündelik olaylara nasıl bu kadar farklı bakabiliyorsunuz diyerek hayretlerini ve hayranlıklarını ifade ediyor. İşin tuhafı ben de onların bu hayretine hayret ediyorum ya. Neticede bir hadiste buluşuyoruz: “Rabbim hayretimi arttır.”

 

 

 

Sahici hayat yaşayan kalem erbabı çok az

 

Bugünün sokağının edebiyatımıza yeterince yansıdığını düşünüyor musunuz? Gazetelere bile yansımıyor sokaklar. Muhabir haberciliği kan kaybediyor. Sahici bir hayat yaşayan kalem erbabı çok az. Gökyüzünü görmeyen mekanlarda yaşıyor insanlar. Sokaklar hayatın atar damarıdır. Ama sanal alem bu atardamarı, sahici ilişkileri öldürüyor. Sanal bir kimlik ile kavgasını ya da küfrünü bir başkası olarak yapıyor. Onun için ben gerçek hayatın argosunu, öfkesini sanal şiddete göre daha evcil bulurum. Birinin yüzüne bakarak edilmiş hakaret ile sanal alemde edilmiş hakaret arasındaki farkı düşünün lütfen. Bu günün sokağı edebiyatımıza, köşe yazılarımıza yansısa, burnumuzu plazaların dışına çıkarabilsek, her şey daha güzel ve daha sahici olacak.

 

Farklı insanları gözlemleyebilmek için belki de hiç gitmeyeceğiniz yerlere gittiğiniz oldu mu? Doktora tezimi yazarken değişik yerlerde gözlemlerim olmuştu. Fakat hayat tecrübem arttıkça, gözlemin bir mesai meselesi olmadığını idrak ettim.Bir yerde gözlem için bulunmak çoğu zaman sahici damarı öldürüyor. İdrakın durması söz konusu olabiliyor.

Çizgi Romanlar DESEN ve ODEON’dan

Desen Yayınları ve Odeon’dan yeni çizgi romanlarla meraklılarının karşısında.

 

Özellikle çocuklar ve gençler için çizgi roman basmak için yola çıkan Desen Yayınları ‘Savaşçılar’, ‘Okuldaki Sır’, ‘Tılsım’ adında üç kitapla okuyucuya merhaba dedi.

Desen’in çeviri olarak yayımladığı kitaplarda Manga örnekleri bulunuyor. James L. Barry, Queenie Chan, Kazu Kibuishi’nin çizdiği hikâyeleri Elif Yalçın çevirisiyle bizlere sunuyor.

Yerli çizgi romanlarıyla tanınan Rodeo ise Rodeo Albümler Dizisinin ikinci kitabı Zombistan’la okuyucuyu yepyeni maceralara götürüyor. 22 yaşındaki çizgiromancı Cem Özüduru’nun ‘Zombistan’ında fantastik korkular âleminden gelen zombiler İstanbul’u işgal ediyor.

KPSS için Yarın Son Gün (27-28 Haziran 2009)

27-28 Haziran’da yapılacak sınava girmek isteyenler için yarın son gün.Sınav A grubu ve Öğretmenlik kadroları için yapılacak.

Lisans düzeyinde sadece A grubu ve öğretmenlik kadroları için yapılacak Kamu Personel Seçme Sınavı’na (KPSS) başvurular yarın sona erecek.

ÖSYM tarafından gerçekleştirilecek sınav 27-28 Haziran 2009 tarihlerinde Cumartesi günü sabah ve öğleden sonra, Pazar günü sabah ve öğleden sonra olmak üzere dört oturumda, Türkiye’de tüm il merkezleri ile KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da gerçekleştirilecek.

2009-KPSS sonuçları B grubu kadrolar için kullanılmayacak. Bu nedenle 2009-KPSS’ye, sadece A grubu (Başbakanlık, bakanlıklar, bunların müsteşarlık, başkanlık ve bağımsız genel müdürlük düzeyindeki bağlı ve ilgili kuruluşları ile bağlı ortaklıklarındaki özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen ve belirli bir yetişme programı sonrası yeterlik sınavına tabi tutulan mesleklere ilişkin kadro ve görevler ile il özel idareleri ve belediyelerin teftiş kurulları) ve öğretmenlik kadrolarına atanmak isteyen lisans mezunları ile bir lisans programından mezun olabilecek durumdaki adaylar girebilecekler.

Yarın sona erecek olan başvurular, ÖSYM sınav merkezi yöneticiliklerinin ve belirli ortaöğretim kurumlarının açacakları başvuru merkezlerince yürütülecek. Başvuru merkezleri ÖSYM’nin ”www.osym.gov.tr” internet adresinde yayınlanacak.

Sınava katılmak isteyen adaylar, kılavuz ile aday bilgi formuna başvurma süresi içinde ÖSYM’nin internet adresinden ulaşacaklar. Kılavuzun dağıtımı ve satışı yapılmayacak.

2009-KPSS kılavuzunda başvurma, sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer alacak. Sınava başvuracak adayların kılavuzu dikkatli incelemeleri öneriliyor.

2009-KPSS sonuçları, sadece A grubu ve öğretmen kadroları için sınav tarihinden itibaren 2 yıl geçerli olacak.

Güncel Haber kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . » yorum bırak;

DPÜ, Bir ilik Yaşatacak Öğrencilerine

Dumlupınar Üniversitesi geçen yıl kurulan Tıp Fakültesine öğrenci alımı bu yıl başlatılacak.İlk defa bir Tıp Fakültesi kendi binasında öğrencisini karşılamış olacak.

 Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) bünyesinde geçen yıl kurulan Tıp Fakültesine, 2009-2010 öğretim yılında, 25 lisans öğrencisi alınacağı bildirildi.

DPÜ Rektörü Prof. Dr. Güner Önce yaptığı açıklamada, 2008 yılında kurulan fakültenin modern imkanlara sahip olduğunu söyledi.

Merkez yerleşkede DPÜ Hastanesi faaliyet gösterdiğinden bu konuda altyapının var olduğunu belirten Prof. Dr. Önce, yerleşkede bulunan termal suyun kullanılacağı inşaatı süren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezinin de Tıp Fakültesine bağlı hizmet vereceğini açıkladı.

Tıp Fakültesinin, DPÜ Hastanesini de kapsayacağına işaret eden Prof. Dr. Önce, şöyle konuştu:

”Geçen yıl kurulan Tıp Fakültesine, Yükseköğretim Kurulunun aldığı karar doğrultusunda bu yıl lisans düzeyinde 25 öğrenci alınacak. Söz konusu kadro, ÖSYM’nin bu yıl Haziran ayında yapacağı ÖSS sonrasında yayımlayacağı tercih listesinde de yer alacak. Böylece Türkiye’de ilk kez bir Tıp Fakültesi, ilk öğrencilerini kendi binasında kabul edecek. Ayrıca DPÜ Hastanesinin yanı sıra yerleşkede bulduğumuz termal suyun kullanılacağı inşaatı devam eden 436 yataklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi de Tıp Fakültesi bünyesinde hizmet verecek.”

Güncel Haber kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . » yorum bırak;